Ana içeriğe atla

Hafıza Kırıntıları - 9

- Risk ve Belirsizlik farklı şeylerdir. Yani bir olayın Riski olması ile Belirsiz olması farklı durumları ifade eder. Risk konusunda bir sonuç mutlaka vardır. Riskli bir konu ile ilgili olarak; bir çabanın sonucunda istediğinize ulaşmak olasılıksal olarak mümkündür. Risk bir sonucun olma olasılığını ifade eder kabaca. Ancak belirsizlik böyle bir şey değil. Belirsizlik konusu bir durum hakkındaki olası sonuçların olasılıksal genişliğini tanımlar. Ancak bu olası sonuçların gerçekleşme aralıkları o kadar geniştir ki , sonuç konusundaki çıktıları iyi ya da kötü olarak kestiremezsiniz. Olasılıksal olarak bir çıktı belirleyemezsiniz. Beklentilerinizi de belirsizlik durumunda tanımlayamazsınız. Belirsizlik durumu çok sıkıntılı ve kaynak tüketen bir süreçtir. Risk ile belirsizlik arasında kurulabilecek bir bağ ise çok riskli olaylardır. Çok riskli olaylar sonuçları belirsiz olan olası sonuçların geniş bir karışımıdır.  Kaynak: Seth Godin Blog 

- Bilimsel alanda ne kadar doğru bir istatistik değeri vardır bilmiyorum Kabukları Sert olan canlıların çoğunda omurganın bulunmadığını söylemiş Halil Cibran. Bu hipotez'i bir metafor olarak ele alırsak sanırım doğru. Etrafımızdaki pek çok "omurgasız" 'ın kabukları çok "sert" !!!!. Bunun üzerine Tayfun Talipoğlu'nun Yurt gazetesinde bir makalesi var.

- Jorge Louis Borge'nin lafı güzelmiş. "Eninde sonunda herşey bir kitap olmak için vardır". Yani anılarınız ne kadar çok ise bunlar anlatılmaya değer şeylerdir ve bunları yazmak, kitaplaştırmak ile mutlaka bunun birilerine faydası dokunur. Bunlar tarihe düşülmüş notlardır. Mutlaka zaman içerisinde bir şekilde değerlenir. Önemli olan somutlaştırmak ve gerisini zaman akışı içerisine bırakmak. Elbet okyanustaki şişe bir gün karaya vurur ve birisi şişenin içindekileri okur. Anılar aynı zamanda deneyime de işaret eder. Eğer deneyimleriniz yoksa yani hayatınız tek düze ve aynı ise ne olursanız olun yazacak, paylaşacak ve fayda sağlayacak bir şeyinizde olmaz. Kim bilir farkında olmadan ne deneyimler kayboldu gitti ya da ne boş hayatlar yaşandı ve bitti...

- Sigmund Freud'un meşhur bir lafı var. "Bir canlının insan olduğunun göstergesi onun düşünebiliyor olmasıdır. Ancak bu, her düşünebilen canlının insan olduğu anlamına gelmez." Şimdi bu laf üzerinde küçük bir değişiklik yapalım. "Akademik ünvanlar bir bilim insanını tanımlar ancak bu her akademik ünvana sahip olanında bilim insanı olacağı anlamına gelmez."

-Örgütler üretim türlerine göre bir "organizma mekaniği" kavramı altında amaçlarını gerçekleştirirler. Organizma mekaniği Örgütün üretimini sağlayan mekanik ve analitik yapılar (makineler, prosesler, kurallar, vs..) ile aynı zamanda bu mekanik yapı içerisinde onun çalışmasını sağlayan üretime mekanik yapının dışında da katkı sağlayan Organik Yapılar (insan, emek faktörü) bunların birleşiminden ortaya çıkar. Kaynak: Mehmet Semih Söylemez, "Duygusal Sermaye", s.30.  Önemli bir kavram bence. Organizma Mekaniğinin en dikkat edilmesi gereken yeri ise Emek Yoğun Sektörler. Üretim temelinde ne kadar insan varsa Organizma Mekaniği kavramı o kadar önemli oluyor. Organizma Mekaniğinin yoğunluğu tamamen Emek yoğunluğu ile (Düşünsel Emek ve Fiziksel Emek) alakalı. Organizma Mekaniği tamamen değişken bir yapıdır. Hiç bir zaman öngörülen ve belirlenen şekilde varlığını uzun süre verimli olarak sürdüremez.

-Savaş Şakar'dan yine..."Eğer işiniz sizin için tutku yöneticiniz için sadece iş ise sıkıntılar başlar. Tam tersi içinde aynı şey geçerli. İşine tutku gözüyle bakan astlar uzlaşmacı olmakta zorlanırlar. Bu yüzden yükselmekte ya da takdir görmekte zorlanırlar. İşine tutku gözüyle bakan yöneticilerde aşağıya eziyet ederler."

-"Teşhissiz tanım belki bilim olabilir; ama tanımsız teşhis suistimaldir." Charles Dana Tomlin Kaynak: Ugur Özmen 





Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Akademik Unvan Konusu

Eğer bu camiaya uzaksanız unvan/ünvan konusunun ne derecede (!) önemli olduğunu pek bilemeyebilirsiniz. Türk akademik camiasında unvan(bundan sonra böyle diyeceğim) her şeydir. Gerisi teferruattır. Bilenler bilir...

Demiştik. Unvan önemli diye. Akademisyenler içerisinde hayat, memat meselesi olan bu unvanlar ancak sahipleri tarafından bir türlü doğru yazılmaz ya da ne anlama geldiklerini - abartmıyorum -%80'i bilmez. Peki doğruları nedir? Bu yazının konusu bu olacak. Dilim döndüğünce.

Aslında akademik unvanlar ülkeden ülkeye hatta bilim dalından bilim dalına bile çok değişkenlik göstermekte. Aşağıda Engin Arık hocanın blogundan derlediğim genel bir unvan açıklaması var. Kaynaklar : [1], [2], [3], [4]

Öncelikle Unvan / Ünvan konusunu açıklığa kavuşturalım. TDK sözlüğüne göre doğru yazılış unvan. Yani isim, san manasında. Ünvan diye kullanımları da var ancak Türkçe Dili Resmi Sözlüğüne göre UNVAN.

Akademik unvanlar ülkemizde Resmi olarak 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu tarafından be…

2015 biterken

Herkesin adeti olduğu üzere sene sonu değerlendirmeler vs. bir çok şey yazılır. Ben protest bir tavır sergileyip yazmayacaktım. Yazacak pek bir şey yok açıkçası. Boktan sıkıntılı bir yıl geçti işte. Rutin de geçen bir yıl. Kendime katkısı elbette oldu, boş boş oturmadım. Pek çok şey yaptım. Kendi servetime(!) pek çok eklemeler yaptım, genişlettim. Önceki yıla göre kendimi çok daha farklı hissediyorum açıkçası. Ancak yaptıklarım şu durumda envanterini çıkartma gereğini duymadığım şeyler. Klasik her orta yaş ailesinde yaşanan şeyler bende de yaşandı. Annem ile Bababım ve hatta Annanemin hastalıkları (Babamımkiler daha ağırdı. Bir kaç kez direkten döndük :( ) çocuklar, iş ile ilgili saçma sapan bir yıl, %99'u aptal ve yarım akıllı meslektaşlarla, insanlara geçen, heba olan zaman ve sinirler derken bir yıl geçti. Bunlar bir yana biraz önce Twitter'da gördüğüm bir haber beni cidden çok üzdü. O yüzden bu blog girdisini yazıyorum.

Lamartine güzel bir laf etmiş. Demiş ki; "Bir i…

Şirketim Güzel Şirketim

İlk kez Hafıza Kırıntısı serisine bir saplama yapıp başka bir konuda "Fikrimi" belirtiyorum. Çünkü doldum yine. Bir şekilde boşaltmam lazım zihnimi. Çünkü bu beni rahatsız ediyor.

Son zamanlarda, yıllarda ülkede bir girişim saçmalığı almış başını gidiyor. Saçmalık diyorum çünkü yapılan organizasyonlar oluşturulmaya çalışılan girişimler vs hepsinde ciddi yapısal ve fikri sorunlar var. Ülkede ,genel olarak en iyisini yaptığımız, sadece "mış gibi" yapıp olayı kapatıyoruz. Doğal olarak bu işinde piyasasında ve sektöründe burada saymayacağım bir kaç kafada, şanslı tipler var. Onlarda şişik egolarını dahada katlamak için yoğun çaba içerisinde. Ama ortada iş filan yok. Sadece "yaparmış gibi yapmak" var. Yoğun bir şekilde yüksek meblağlar dönüyor ortada. Ama bu kimin parası nasıl ortaya çıktı soran yok. Bunlar olurken bu tiplerde burada oluşturulan bol "aaayyy ne başarılı. Biliyor musun sıfırdan gelmiş." kalesinde mutlu mesut hiç bir işe yaramadan yaşıy…