Ana içeriğe atla

Hafıza Kırıntıları - 34

- Umutsuzluk ve tükenmişlik yaratıcılığın anasıdır.

- Shelock Holmes'ın ilk filminde 41' 32" 'de şöyle bir laf var;

"- Yeterli verileri toplamadan durumu kuramlaştırmak yanlış. İnsan ister istemez teorileri delillere uydurmuyor, delilleri, teorilere uyduruyor."

diyor Sherlock Holmes.

Bu bilimde yaptığımız temel hatalardan bir tanesidir. Bu lafın söylemek istediği İstatistikte Tip 1 Hata diye de geçer. Yani eldeki veriler teoriyi sağlamıyor diye teoriyi değil, verilerin doğruluğunu kabul etmeyiz. Oysaki veriler teorilerden de üsttedir. Çünkü teorileri oluştururlar verilerdir. Dolayısı ile bir teori bugünkü verilere göre sağlam olabilir. Yani hep aynı ya da çok az farklarla sonuçlar aynı olabilir. Ancak başka bir veri ile teori uyumlaşmadığında sırf teori gerçeklensin diye verileri kabul etmemek ya da verileri teoriye göre değiştirmek bilimde yapılabilecek en fena şeylerden birisidir. Ancak tarihte ve günümüzde de sıkça yapılmaktadır.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Akademik Unvan Konusu

Eğer bu camiaya uzaksanız unvan/ünvan konusunun ne derecede (!) önemli olduğunu pek bilemeyebilirsiniz. Türk akademik camiasında unvan(bundan sonra böyle diyeceğim) her şeydir. Gerisi teferruattır. Bilenler bilir... Demiştik. Unvan önemli diye. Akademisyenler içerisinde hayat, memat meselesi olan bu unvanlar ancak sahipleri tarafından bir türlü doğru yazılmaz ya da ne anlama geldiklerini - abartmıyorum -%80'i bilmez. Peki doğruları nedir? Bu yazının konusu bu olacak. Dilim döndüğünce. Aslında akademik unvanlar ülkeden ülkeye hatta bilim dalından bilim dalına bile çok değişkenlik göstermekte . Aşağıda Engin Arık hocanın blogundan derlediğim genel bir unvan açıklaması var. Kaynaklar :  [1] , [2] , [3] , [4] Öncelikle Unvan / Ünvan konusunu açıklığa kavuşturalım. TDK sözlüğüne göre doğru yazılış unvan. Yani isim, san manasında. Ünvan diye kullanımları da var ancak Türkçe Dili Resmi Sözlüğüne göre UNVAN. Akademik unvanlar ülkemizde Resmi olarak 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu...

Hafıza Kırıntıları - 45

Tam 2 koca yıl olmuş. Neler oldu neler... En son 2015 sonu yazmışım bir şeyler buraya. Oturdum yazdıklarıma baştan sonra bir baktım. Çeşitli "ciddiye aldığım" sosyal medya mecralarına da baktım neler yazmışım diye. Gerçekten kendimi övmek gibi olmasın ama ciddi ciddi yazmışım yahu! Aralarında şu anda katılmadığım düşüncelerim olsa bile. Bir şey farkettim yazdıklarımda. Her telden bir şeyler demişim. Acaba bu karmaşa keskin bir zekanın ürünü müdür? Yoksa toplayıcılığın, istifçiliğin bir sonucu mudur ? Bilmiyorum. Ancak o zamandan bu zamana değişen bir şey yok bende. Yine kafamda zilyon tane şey geçiyor. Bunları alıp, toparlayıp anlamı bir hale getirmek sanırım yazma hızımın çok ötesinde. O yüzden de bir ara artık okumayı, araştırmayı azalttım daha normal(!) işler ile uğraşmaya çalışıyorum. Basit ama anlamsız şeyler üretmeye çalışıyorum. Ama ne kadar başarabiliyorum ? Ben de bilmiyorum.  Değerli olan değil. Az bunulan şeye itibar etmek kişinin yapabileceği bir şey değil artık. ...

Hafıza Kırıntıları 44

Bu kırıntıyı Paul Graham 'in bu müthiş yazısına ayırdım. Eh bizimde bir şirket var ya. İster istemez bu işlerede kafa yormak gerekli... Aşağıdaki yazı.  Paul Graham'ın 2005 yılının Mart ayında yayınladığı " How To Start A Startup " başlıklı makalesinin çevirisidir. Çeviri Gülsün Arıkan tarafından gerçekleştirilmiş, son düzeltmeler Emre Sevinç ve Bülent Murtezaoğlu tarafından yapılmıştır. Metnin bulunduğu orijinal adres'te burasıdır.  Nasıl "Startup" Kurulur  - Mart 2005 (Bu yazı Harvard Bilgisayar Topluluğu'nda yapılan bir konuşmadan derlendi. Tam olmasını amaçlamadım; daha önce Hacker'lar ve Ressamlar ( Hackers and Painters ) içindeki "Nasıl Servet Edinilir"de yazmış olduğum bazı konuları atladım.) Başarılı bir startup** yaratmak için üç şeye ihtiyacınız var: yetkin insanlarla yola çıkmak, müşterilerin gerçekten istediği bir şey üretmek ve olabildiğince az para harcamak. Başarısızlığa uğrayan startup'ların çoğu bunlardan b...