Ana içeriğe atla

Hafıza Kırıntıları -18

- Sonunda anladım ki ; bu dünyada gerçekten ama gerçekten uğraştığımız şeyler boş. Kendimde dahil olmak üzere insanların tamamı neden olduğu belli olmayan, anlamsız yaşam formlarından ibaret. Sadece yaşamak ve tüketmek eyleminde bulunuyorlar. Yaptığımız hiç bir şeyin saf gerçeklik içerisinde anlamı yok. Teknoloji, bilim, ekonomi vs. vs.  Değmiyor hiç bir şey için. Çünkü an geliyor bir şey oluyor ve gerçeklikle karşılaşıyorsunuz ancak sizin onla karşılaşmanız dahi gerçekliğin umurunda bile değil ve hatta insanlarında. Elbette kendimizi zamanın akışına bırakmayalım, asgari müşterekte yaşamamızı gerektiren ne varsa yerine getirelim, sorumluluklarımızı yerine getirelim ve bunun için mücadelemizi verelim. Ancak asgari müşterekte. Fazlası kahramanlık, liderlik, önderlik, insanlık gibi ifade edilen o manasız kavramlara giriyor. Siz olsanız da olmasanız da akıyor zaman ve onun için hiç bir canlı önemli değil.

Kısacası; olan oluyor. Olan olduğu ile kalıyor ve kurcalarsanız ya da müdahale etmeye çalışırsanız olan size oluyor. Çünkü olacağı engellemek gibi bir yeteneğimiz yok!. Peki nasıl anladım ?. Daha iyisini yapmaya çalışırken, üzülürken, yaşamamızı sağlayan, içimizdeki duyguların ev sahibi olan organımız bazı a-normal sinyaller verince ve sıkıştırmaya başlayınca anladım. Işığı görmek filan değil bu. Dini şeylerle de alakası yok. Zaten o konular ile aram yeterince bozuk. Kaldı ki böyle bir anda sizi dininizde, inancınızda kurtaramaz. Eğer kurtulmaya niyetiniz var ise. Olan olur. Engelleyemezsiniz.

Ez cümle, Atomu parçalayabilirsiniz, DNA'nın en gizli kalmış şifrelerini çözebilirsiniz, Ölümsüzlüğü bulabilirsiniz, Nükleer enerjiye alternatif enerjiler bulabilirsiniz ve hatta dünya dışı yeni dünyalar ve canlılar bulabilirsiniz. Bunları yapabilirsiniz. Ama insanları düzeltemezsiniz. düzenleyemezsiniz. Bu yaptıklarınız ile insanlığa hizmet edemezsiniz. Çünkü aptallığı, irrasyonaliteyi ve cehaleti önleyemezsiniz. Yapabileceğiniz tek şey var kendinizi bunlardan uzak tutacak bir yerde yaşamak -Eğer böyle bir yer var ise- ve bu yetenekleriniz var ise de kendinizi eğlendirmek için kullanmak ya da kısa yoldan bulunduğunuz ve değiştirme yeteneğinizin olmadığı çevrenize uyum sağlamak ve gerisini düşünmemek. Hepsi bu... Geri kalan herşey ama herşey sadece kendimizi kandırmak için icat ettiğimiz şeyler. Sanat,felsefe, bilim, mühendislik ...

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Akademik Unvan Konusu

Eğer bu camiaya uzaksanız unvan/ünvan konusunun ne derecede (!) önemli olduğunu pek bilemeyebilirsiniz. Türk akademik camiasında unvan(bundan sonra böyle diyeceğim) her şeydir. Gerisi teferruattır. Bilenler bilir...

Demiştik. Unvan önemli diye. Akademisyenler içerisinde hayat, memat meselesi olan bu unvanlar ancak sahipleri tarafından bir türlü doğru yazılmaz ya da ne anlama geldiklerini - abartmıyorum -%80'i bilmez. Peki doğruları nedir? Bu yazının konusu bu olacak. Dilim döndüğünce.

Aslında akademik unvanlar ülkeden ülkeye hatta bilim dalından bilim dalına bile çok değişkenlik göstermekte. Aşağıda Engin Arık hocanın blogundan derlediğim genel bir unvan açıklaması var. Kaynaklar : [1], [2], [3], [4]

Öncelikle Unvan / Ünvan konusunu açıklığa kavuşturalım. TDK sözlüğüne göre doğru yazılış unvan. Yani isim, san manasında. Ünvan diye kullanımları da var ancak Türkçe Dili Resmi Sözlüğüne göre UNVAN.

Akademik unvanlar ülkemizde Resmi olarak 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu tarafından be…

2015 biterken

Herkesin adeti olduğu üzere sene sonu değerlendirmeler vs. bir çok şey yazılır. Ben protest bir tavır sergileyip yazmayacaktım. Yazacak pek bir şey yok açıkçası. Boktan sıkıntılı bir yıl geçti işte. Rutin de geçen bir yıl. Kendime katkısı elbette oldu, boş boş oturmadım. Pek çok şey yaptım. Kendi servetime(!) pek çok eklemeler yaptım, genişlettim. Önceki yıla göre kendimi çok daha farklı hissediyorum açıkçası. Ancak yaptıklarım şu durumda envanterini çıkartma gereğini duymadığım şeyler. Klasik her orta yaş ailesinde yaşanan şeyler bende de yaşandı. Annem ile Bababım ve hatta Annanemin hastalıkları (Babamımkiler daha ağırdı. Bir kaç kez direkten döndük :( ) çocuklar, iş ile ilgili saçma sapan bir yıl, %99'u aptal ve yarım akıllı meslektaşlarla, insanlara geçen, heba olan zaman ve sinirler derken bir yıl geçti. Bunlar bir yana biraz önce Twitter'da gördüğüm bir haber beni cidden çok üzdü. O yüzden bu blog girdisini yazıyorum.

Lamartine güzel bir laf etmiş. Demiş ki; "Bir i…

Co-Creation Dedikleri Şey.

Aslında Türk iş dünyasının ingilizce, türkçe karışık saçma sapan jargonundan hiç hazetmem. Bana çok itici gelir. Ancak bu dünya da bu şekilde konuşmak sanki bir iştir ya da gerekliliktir. Ne kadar tuhaf ve acayip konuşursanız o kadar adam yerine koyarlar. Oysa ki sizi anlamışlar mıdır?. Kesinlikle hayır. Bu konuda benim çok sevdiğim bir yazı var. Merak edenlere buyrun buradan ....