Ana içeriğe atla

Hafıza Kırıntıları -42

Çalıştığınız bir proje, bir çalışma ya da bir işi düşünün. Acaba her gün üzerinde çalıştığınız şeyin sadece %1 oranında arttırmak için çaba gösterseniz acaba bir yıl sonra bu iş ne kadar artar ya da büyür? Daha somutlaştıralım. Çalıştığınız bir makale var. Bu makaleyi her gün %1 oranında geliştirmek için uğraştığınızı düşünelim. Bir sene sonunda makaleniz başlangıcına göre kaç kat büyümüştür?

Bu şekilde düzenli olan ve belirli bir oranda aynı şekilde artarak tekrar eden niceliklerin hesaplanmasının temel Formulü  ((1+i)^n)*pv dir. Aslında bu bir Finans Matematiği formülü. Paranın Gelecek Değer Hesaplamasında kullanılır. Bu formülde i = artış miktarının yüze bölünmüş hali, n = bu yüzdesel artışın bu şekilde kaç kere tekrar edeceği, pv 'de başlangıç seviyesini ifade eder. Ancak ben bunu paranın belirli bir bileşik faiz oranından belirli bir zaman sonra ne kadar olacağını hesaplamak konusunda kullanmayacağım. Bu formülü daha hayattan örneklere adapte etmeye çalışacağım. Neyse.. Makale örneğine dönersek ;

((1+0,01)^365)*1 = 37,8 sonucuna ulaşırız. Yani başladığınız bir makaleyi her gün sayfa sayısı olarak %1 oranında geliştirirseniz 365 günün sonunda 1. günkü halinden 37.8 kat gelişmiş olacaktır. Mesela 10 sayfa önceden yazdığınız makale vardı. Bu makaleyi yeniden ele aldınız ve bu makalenize her gün eklediğiniz sayfa sayınızın %1'i oranında ek yaptınız. Bir yıl sonunda 378 sayfalık makaleniz olur.

0. Gün 10 (Başlangıç)
1. Gün (10*0,01)+10 = 10,1
2. Gün (10,1*0,01)+10,1 = 10,2
3. Gün (10,2 * 0,01)+10,2 = 10,4
30.Gün (13,34 * 0,01)+13,34 = 13,47
60.Gün (17,98 *0,01)+17,98 = 18,16
70.Gün (19,86*0,01) +19,86 = 20,88 (Sosyal Bilimlerde Genelde Kabul Edilen Sayfa Sayısı)

Bir hocam zamanında iyi bir makalenin yazılması 6 ay sürer demişti. Yani bir akademisyen yılda 2 kaliteli makale yazabilir demişti. Bizim ülkede sayfa sayısı önemli olduğundan kaliteli makaleyi şimdilik sosyal bilimler sınırı 20 sayfa alırsak ve 1 sayfa sayısından başlarsak; bu hedefe 230. günde ulaşıyoruz. O zaman bir akademisyen üzerinde çalıştığı konuya her gün %1 katkı yaparak makale çalışması yapsa yılda 1,58 makale çıkartabilir bu kadarlık bir çalışma ile. Hergün makalesine %5 katkı yaparsa 1 sayfalık makalenin 20 sayfaya gelmesi 62 güne denk gelir. Katkı Oranları ile oynayarak ne kadar çalışmanız gerektiğini hesaplayabilirsiniz.

Bu hesabı örneğin bir yazılım projesi olarak da düşünebilirsiniz. Örneğin bir yazılım şirketisiniz ve (a) adında bir ürününüz var. Bu ürünün yeni sürümünü çıkartmak istediğinizi varsayalım. Bu (a) ürünününe her gün %1 oranında iyileştirme ya da geliştirme yaptığınızı düşünürsek bu hesaba göre yıl sonunda yeni versiyon eski versiyona göre 37,8 kat gelişmiş olacaktır. Eğer %1 katkı oranını %5'e çıkartırsanız  yıl sonunda 542,118 kat geliştirmiş olacaksınız.

Bu hesabı tersine çevirirsek; yani hergün yapmamız gereken %1'lik katkıyı yapmadığımızı ya da %1 oranında her seferinde hata yaptığımızı varsayalım. Bu durumda formülümüz ((1-i)^n)*pv olacaktır.
Önceden yazdığımız 10 sayfalık makalemize her gün %1 katkı yapmadığımızı varsayarsak;

0. Gün 10
1. Gün (10*0,01)-10 = 9,9
2. Gün (9,9*0,01)-9,9 = 9,801
3. Gün (9,801 * 0,01)-9,801 = 9,702
30.Gün (7,47 * 0,01)-7,47= 7,39
67.Gün (5,15 *0,01)-5,15 =5,09 (Makalenin yarısı eridi)
230.Gün (1*0,01) -1 = 0 (Makale yok oldu)

Bu örneği bir kişinin yaptığı bir işten her gün %1 oranında sıkıldığı örneğine göre açıklarsak kişi 230. gün kişi artık o işi yapmayacaktır. Ya da yapmanız gereken işi her gün %1 oranında ertelediğinizi varsayarsak 230. gün artık o işin tamamen ertelemiş olacaksınız. Bu örnekler elbette çoğaltılabilir. Bu demek oluyor ki verimli çalışma ne kadar önemli.

Yazının fikir kaynağı: https://www.instagram.com/p/_CAfGqShbE/ @hasanbasusta


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Akademik Unvan Konusu

Eğer bu camiaya uzaksanız unvan/ünvan konusunun ne derecede (!) önemli olduğunu pek bilemeyebilirsiniz. Türk akademik camiasında unvan(bundan sonra böyle diyeceğim) her şeydir. Gerisi teferruattır. Bilenler bilir...

Demiştik. Unvan önemli diye. Akademisyenler içerisinde hayat, memat meselesi olan bu unvanlar ancak sahipleri tarafından bir türlü doğru yazılmaz ya da ne anlama geldiklerini - abartmıyorum -%80'i bilmez. Peki doğruları nedir? Bu yazının konusu bu olacak. Dilim döndüğünce.

Aslında akademik unvanlar ülkeden ülkeye hatta bilim dalından bilim dalına bile çok değişkenlik göstermekte. Aşağıda Engin Arık hocanın blogundan derlediğim genel bir unvan açıklaması var. Kaynaklar : [1], [2], [3], [4]

Öncelikle Unvan / Ünvan konusunu açıklığa kavuşturalım. TDK sözlüğüne göre doğru yazılış unvan. Yani isim, san manasında. Ünvan diye kullanımları da var ancak Türkçe Dili Resmi Sözlüğüne göre UNVAN.

Akademik unvanlar ülkemizde Resmi olarak 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu tarafından be…

2015 biterken

Herkesin adeti olduğu üzere sene sonu değerlendirmeler vs. bir çok şey yazılır. Ben protest bir tavır sergileyip yazmayacaktım. Yazacak pek bir şey yok açıkçası. Boktan sıkıntılı bir yıl geçti işte. Rutin de geçen bir yıl. Kendime katkısı elbette oldu, boş boş oturmadım. Pek çok şey yaptım. Kendi servetime(!) pek çok eklemeler yaptım, genişlettim. Önceki yıla göre kendimi çok daha farklı hissediyorum açıkçası. Ancak yaptıklarım şu durumda envanterini çıkartma gereğini duymadığım şeyler. Klasik her orta yaş ailesinde yaşanan şeyler bende de yaşandı. Annem ile Bababım ve hatta Annanemin hastalıkları (Babamımkiler daha ağırdı. Bir kaç kez direkten döndük :( ) çocuklar, iş ile ilgili saçma sapan bir yıl, %99'u aptal ve yarım akıllı meslektaşlarla, insanlara geçen, heba olan zaman ve sinirler derken bir yıl geçti. Bunlar bir yana biraz önce Twitter'da gördüğüm bir haber beni cidden çok üzdü. O yüzden bu blog girdisini yazıyorum.

Lamartine güzel bir laf etmiş. Demiş ki; "Bir i…

Co-Creation Dedikleri Şey.

Aslında Türk iş dünyasının ingilizce, türkçe karışık saçma sapan jargonundan hiç hazetmem. Bana çok itici gelir. Ancak bu dünya da bu şekilde konuşmak sanki bir iştir ya da gerekliliktir. Ne kadar tuhaf ve acayip konuşursanız o kadar adam yerine koyarlar. Oysa ki sizi anlamışlar mıdır?. Kesinlikle hayır. Bu konuda benim çok sevdiğim bir yazı var. Merak edenlere buyrun buradan ....