Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Hafıza Kırıntıları - 40

- "Küstahlık zihinsel ahlak bozukluğunun en kötü biçimidir." - Dücane Cündioğlu - Neden amaç ve hedeflerimiz var? Bu sorunun bende en net cevabını "Kıt kaynaklar, sınırsız ihtiyaçlar" olarak özetlenebilecek iktisadın özünü oluşturan hipoteze ten türetip verebiliriz. Çevremizde ve genel olarak dünyamızda kaynakların kıt olması sadece fiziksel bir sorun değil aynı zamanda yaşamsal da bir sorundur. Her ne kadar bazı akademisyenler bizde "Türetilmiş, öğretilmiş talep" ten dolayı ihtiyaçlarımız sınırsızmış gibi gösteriliyor aslında ihtiyaçlarımız o kadar sınırsız değil dese de bu görüş eksik. Atladıkları şey insanın kontrol edebildiği temel fiziksel ve ekonomik olarak değer kabul edilen kaynakları baz almaları. Aslında yaşamsal (biyolojik) olarak bakarsak kaynaklarımız oldukça kısıtlı. Ömrümüz zaman olarak kısıtlı, yaşam enerjimiz kısıtlı, gençliğimiz güzelliğimiz kısıtlı, düşünebilme üretebilme kapasitemiz, süremiz kısıtlı. Durum böyle olunca ne ortaya ç...

Hafıza Kırıntıları - 39

- "Ekonomi alanında, bir eylemin, tek bir etkisi yoktur, bir dizi etkisi vardır. İlk etki hemen görünen sonuçtur. İlk bakışta görünmeyen diğer etkiler ise zamanla kendini gösterir. Eğer ilk etki güzel bir sonuç ortaya çıkarıyorsa, kötü iktisatçılar, daha sonra ortaya çıkabilecek büyük zararları göz ardı ederek bu küçük olumlu sonucun peşine düşer. İyi iktisatçılar ise, görünmeyen etkileri de dikkate almaya gayret eder; kısa dönemli çıkarların yerine uzun dönemli çıkarları hedeflerler." Frédéric Bastiat. Kaynak  (Bu yazı başka bir şey için yazılmış ancak girişinde bu var.)  Fransız iktisatçı 1848 yılındaki bir çalışmasında aynen böyle demiş. Bunu okur okumaz hemen aklıma şu geldi. Bu paragrafı alıp içinden Ekonomi ve iktisad sözcüklerinin yerine Yönetim koyalım. Bakın ne çıkıyor. "Yönetim alanında, bir eylemin, tek bir etkisi yoktur, bir dizi etkisi vardır. İlk etki hemen görünen sonuçtur. İlk bakışta görünmeyen diğer etkiler ise zamanla kendini gösterir. Eğer ilk etki ...

Hafıza Kırıntıları -38

Bir sürü şey birikti ancak zaman bulup da yazmak kolay olmuyor. Ya zaman oluyor istek olmuyor ya istek çok oluyor ama zaman olmuyor. Sanırım bu da yazma niyeti ile ilgili. Ancak arada bir dürtenlerde olmuyor değil hani. Toparlanıp bir şeyler daha yazmaya motive ediyorlar. Aramızda kalsın; her ne kadar kendim için yazıyorum filan desemde bir saatten sonra öyle olmuyormuş. İnsan istiyor "ya birileri de okusun da altına yorum filan yazsın" diye. Sanırım bende de var beğenilme isteği ya da onaylanma isteği. Etkin iletişim kitaplarında da yazar. "Her insan onaylanmak, ödüllendirilmek, takdir edilmek ister. Bunu yaptığınızda size karşı çözülmeyecek insan yoktur." diye. Bir sürü şey birikti demiştim uzatmadan sıralayalım bakalım. - Özür,üstünde yatılacak bir yastık değildir;önce,tekrarlamamayı güvence altına alacaksınız sonra özür dileyebilirsiniz. - Tınaz Titiz. -İşyeri mutluluk merkezi değildir. Çalışmak güzel bir şey olsaydı üstüne para vermezlerdi. - Serdar Kuzul...

Hafıza Kırıntıları - 37

- İyi eğitilmiş olmak farklı bir şey, iyi eğitim almış olmak farklı bir şey. Bir hayvana kırbaç korkusunu öğretip her kırbaç şakladığında oturmasını öğretiyorsanız ve hayvanda her seferinde bunu kusursuz bir şekilde yapıyorsa o iyi eğitilmiştir, İyi eğitim almış değildir. Keza bizde bu hayvana "İyi Eğitilmiş" deriz, "İyi Eğitim Almış" demeyiz.  bu iki kelime anlam olarak farklıdır. Örneğin İlgilizce de; İyi eğitim almak : decend Educated İyi eğitilmiş        : well Trained olarak geçer. - Ortak Kaynakların Kullanım Trajedisi. (Tragedy of Commons)  1968 yılında ABD’li çevre bilimci Garret Hardin, Science dergisinde ‘’The Tragedy of Commons’’ yani; ortak malların trajedisi başlıklı bir makale yayınlamıştır. İsmi buradan geliyor. Kısaca şu şekilde ifade edilebilir. Herkesçe kullanılan ortak alanlar ya da kaynakların kullanan birey ya da bireylerin bu kaynak ya da alanları kullanım esnalarında genel kesiminde faydalanacağını düşünüp o şekilde kullanma...

Hafıza Kırıntıları - 36

- Ahmakça yapılan bir barış kesinlikle bir savaşa neden olur.Siyasal, askeri, ekonomik, mali .. türü ne olursa olsun farketmez. -Bir insan, ülke farketmez, eğer kazancını o ülkenin yasalarına uygun olarak kazanıyor ve vergisini veriyorsa kazandığı paranın nasıl harcayacağı konusunda özgürdür. Ancak kişinin parasını harcama şekli onun kültür ve görgü seviyesini gösterir. Bir başka deyişle; para kazanmanın da bir ahlakı olduğu gibi harcamanın da bir ahlakı vardır. Harcama yaparken kişi etrafında o anda olan insanları düşünerek harcama şeklini belirlemelidir. Harcama ahlakı bunu gerektirir. Görgüsüzce ahlaksızca etrafındaki insanları rencide edecek ya da onların aypılamasına neden olacak şekilde harcama yapmak tek kelime ile görgüsüzlüktür. İhtiyacınız olabilir ancak bunu düzenlemeniz gereklidir. Geçen gün marketten günlük alışverişimi yapmak için gitmiştim. Gittiğim markette otomatik ödeme makineleri var. Bu oldukça medeni bir buluş bana göre. Aldığınız şeylerin diğer insanlar tarafı...

Hafıza Kırıntıları - 35

Uzun bir ara olmuş. Bu arada beni takip edenlerde varmış. Sevindim açıkçası. Kendilerine selam olsun buradan. Umarım faydalı oluyordur. Gerçi takipçi gibi bir derdim hiç olmadı. Kendimce meraklı olduğum ve profesyonel olarak uğraştığım konuların hepsinde bir hatırlama defteri manasında yazıyorum. Neyse.Uzun zaman oldu buralara bir şey yazmayalı. Bir önceki yazım biraz derin oldu. Bu sefer bu bölüm o kadar zorlamayacak. Emin olabilirsiniz. - Alberto Brandolini italyan bir yazılımcı. Saçmalık Asimetrisi İlkesi (Bullshit Asymmetry Principle) dediği bir ilkesi var bu ilkeye göre  " Bir saçmalığı çürütmek için gerekli olan enerji miktarı onu üretmek için gerekli olan enerji miktarından çok daha fazladır ." -İş hayatında eğitim neden gerekli. Eğitimli insanlar ile çalışmak, özellikle iyi eğitim almış insanlar ile çalışmak gerçekten önemli.Eğitim sadece insana yaptığı iş ile ilgili teknik bilgi ve becerileri vermiyor aynı zamanda davranış olarak da nerede duracağını nasıl davr...

Hafıza Kırıntıları - 34

- Umutsuzluk ve tükenmişlik yaratıcılığın anasıdır. - Shelock Holmes'ın ilk filminde 41' 32" 'de şöyle bir laf var; "- Yeterli verileri toplamadan durumu kuramlaştırmak yanlış. İnsan ister istemez teorileri delillere uydurmuyor, delilleri, teorilere uyduruyor." diyor Sherlock Holmes. Bu bilimde yaptığımız temel hatalardan bir tanesidir. Bu lafın söylemek istediği İstatistikte Tip 1 Hata diye de geçer. Yani eldeki veriler teoriyi sağlamıyor diye teoriyi değil, verilerin doğruluğunu kabul etmeyiz. Oysaki veriler teorilerden de üsttedir. Çünkü teorileri oluştururlar verilerdir. Dolayısı ile bir teori bugünkü verilere göre sağlam olabilir. Yani hep aynı ya da çok az farklarla sonuçlar aynı olabilir. Ancak başka bir veri ile teori uyumlaşmadığında sırf teori gerçeklensin diye verileri kabul etmemek ya da verileri teoriye göre değiştirmek bilimde yapılabilecek en fena şeylerden birisidir. Ancak tarihte ve günümüzde de sıkça yapılmaktadır.