Ana içeriğe atla

Hafıza Kırıntıları - 27

Eğer bir kitap Hafıza kırıntılarına girdi ise bu normal bir eser değil demektir. Hani bazı kitaplar olur bir okumaya başlarsınız ancak bırakamazsınız gözleriniz lokma gibi şişer, küçülür artık ancak bir şey sizi okumanız konusunda ikna eder ya. İşte bu kitap öyle bir kitap. Kendime ait yaklaşık 1000 cilde yakın kitabım var ve mutlaka bir yolunu bulup bir satırda olsa okumaya çalışırım. Bütçem elverdiği sürece de mutlaka okumasam dahi ayda 10-15 cilt alırım atarım kenara.Tabi bunlar genelde rassal değil bir anlamı bir ağırlığı olan kitaplardır. Ya tavsiyedir ya bir kitabın kaynakçasından takıldığım bir kitaptır ya da çok nadir de olsa rastsaldır. Bu kitapta bir tavsiye idi ve aylık 10-15 'lik listem içerisinde idi. 2 gün önce öylesine raftan ancak bırakamıyorum.


Hayvanlardan Tanrılara - Sapiens İnsan Türünün Kısa Bir Tarihi
Yuval Noah Harari

Hemen not düşeyim;
Öncelikle bu kitabı okumadan önce inançsal ön yargı ıvır zıvır basit sosyo-politik , ekonomik zırvalıklar tarihsel safsatalar vs falan uzak durmalısınız. Yoksa bu kitabı daha 10. sayfasında duvara çarparsınız. Kaldı ki kitap bitince ön yargınız ya da buna benzer herhangi bir şeyinizde kalmayacak diye düşünüyorum. Çünkü bunların hepsinin aslında bizim "kurmaca" yeteneğimizin ürünleri olduğunu anlayacaksınız.

Yazar çok ustaca çok ince sınırlarda gezmiş. Çok keskin ve sert bir dili var. Öyle lafı dolandırmıyor. Laflar gerçekten tokat gibi ama gerçek, bilimsel bir şekilde ve asla acıtmadan saldırmadan patlıyor insanın zihninde.

Örneğin; bilim acaba ne için yapılır?. Eğer birileri en başından şimdiye kadar yüz milyarlarca belki trilyon doları bilim için fonlamasaydı ya da ileride fonlayacak olmasaydı günümüzde bu şekilde bir duruma gelebilir miydik?. Bilim sadece insanın önünü alamadığı bir merak dürtüsü yüzünden mi yapılmıştır şimdiye kadar ?.

Ya da İmparatorluklar sadece kan,  baskı ve asimile üzerine kuruludur. Hiç bir imparatoluk bunlar olmadan kurulmamıştır uzun zamanda ayakta kalmamıştır. Ancak imparatorluklar olmasaydı acaba şu anda sahip olduğumuz ve adına "kültür mirası" dediğimiz şey olur muydu ? Yani kültür olur muydu?

Son olarak; Bilimsel dogma olur mu ? (Cevap Bal gibi olur.) vs...vs...

Bu kalitede bir eserinde 40 yaşında bir bilim insanının elinden çıkması da çok ilginç. Bu yaşta bu derinlik zor bulunur cidden. Konusuna gelince; insan türünün gelişiminden bu günkü hale gelene kadar yaptığımız ettiğimiz her şeyi açık açık yazmış yazar. Biyolojimizden, sosyalleşmemizden, inanç dünyamızdan, ekononomimizden, kurduğumuz medeniyetlerden ve hepsinden öyle bir şekilde dolanmış ki 140.000 yılı bir güzel adam gibi özetlemiş. Dediğim gibi içinde Antropoloji,Arkeoloji,Biyoloji, Teoloji, Tarih, Politik ne ararsanız var. Ben kafamdaki pek çok sorunun çok net cevaplarını buldum. Aydınlandım demiyorum ancak demek ki bugüne kadar ki akıl yürütmelerim ve diğer okuduğum ağır metinlerden anlayabildiklerim oldukça doğruymuş. Bunların ispatını hayatımda tanımadığım bir insanın eserinde bulabileceğimi hiç düşünmemiştim.  Kitap bittikten sonra çevrenize ve kendinize bir daha bir alıcı gözle bakın bakalım. Ne göreceksiniz...

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Akademik Unvan Konusu

Eğer bu camiaya uzaksanız unvan/ünvan konusunun ne derecede (!) önemli olduğunu pek bilemeyebilirsiniz. Türk akademik camiasında unvan(bundan sonra böyle diyeceğim) her şeydir. Gerisi teferruattır. Bilenler bilir... Demiştik. Unvan önemli diye. Akademisyenler içerisinde hayat, memat meselesi olan bu unvanlar ancak sahipleri tarafından bir türlü doğru yazılmaz ya da ne anlama geldiklerini - abartmıyorum -%80'i bilmez. Peki doğruları nedir? Bu yazının konusu bu olacak. Dilim döndüğünce. Aslında akademik unvanlar ülkeden ülkeye hatta bilim dalından bilim dalına bile çok değişkenlik göstermekte . Aşağıda Engin Arık hocanın blogundan derlediğim genel bir unvan açıklaması var. Kaynaklar :  [1] , [2] , [3] , [4] Öncelikle Unvan / Ünvan konusunu açıklığa kavuşturalım. TDK sözlüğüne göre doğru yazılış unvan. Yani isim, san manasında. Ünvan diye kullanımları da var ancak Türkçe Dili Resmi Sözlüğüne göre UNVAN. Akademik unvanlar ülkemizde Resmi olarak 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu...

Hafıza Kırıntıları - 45

Tam 2 koca yıl olmuş. Neler oldu neler... En son 2015 sonu yazmışım bir şeyler buraya. Oturdum yazdıklarıma baştan sonra bir baktım. Çeşitli "ciddiye aldığım" sosyal medya mecralarına da baktım neler yazmışım diye. Gerçekten kendimi övmek gibi olmasın ama ciddi ciddi yazmışım yahu! Aralarında şu anda katılmadığım düşüncelerim olsa bile. Bir şey farkettim yazdıklarımda. Her telden bir şeyler demişim. Acaba bu karmaşa keskin bir zekanın ürünü müdür? Yoksa toplayıcılığın, istifçiliğin bir sonucu mudur ? Bilmiyorum. Ancak o zamandan bu zamana değişen bir şey yok bende. Yine kafamda zilyon tane şey geçiyor. Bunları alıp, toparlayıp anlamı bir hale getirmek sanırım yazma hızımın çok ötesinde. O yüzden de bir ara artık okumayı, araştırmayı azalttım daha normal(!) işler ile uğraşmaya çalışıyorum. Basit ama anlamsız şeyler üretmeye çalışıyorum. Ama ne kadar başarabiliyorum ? Ben de bilmiyorum.  Değerli olan değil. Az bunulan şeye itibar etmek kişinin yapabileceği bir şey değil artık. ...

Hafıza Kırıntıları-22

- 8. Haziran Yazacağım dedim ama yazamadım. Yazılacak bir şey yoktu doğrusu... Herkes bir şeyler söylüyor, söylüyor, söylüyor... -Söz konusu ahlak ya da etik olunca illaki içinde Tanrı olmak zorunda mıdır ? Etik ya da ahlaki zeminde kurallar belirlenirken ya da bu kurallara uymaya bir şekilde, bir yerlerde, bir sebepten söz verirken bu "dua" eder gibi söz vermek zorunluluğu var mıdır? İnsan kendi kendisine de "bir daha bunu böyle yapmayacağım, böyle yaparsam ben ahlaksızın tekiyim" diyemiyor mu ? Neden "Allahım ben bir daha bunu böyle yaparsam beni taş eyle e mi ?" demek zorundayız. Bu bizi kendi kendimize olmadık şekilde aciz sefil ve zavallı bir varlık yapmaz mı ?. Kendi kendisini durup dururken aşağılayan hor gören bir varlık.Eğer gerçekten öyle isek bu sefer insanlarda neden kibir, mağrurlanma , hatta kendisini tanrısallaşma eğilimi var? Yine deli sorular kafamda. -Her bilgi ancak kaynağı kadar güvenilirdir. -Problemler sürü halinde hareket ederl...