Ana içeriğe atla

Hafıza Kırıntıları -13

- Kabul etmek gerekir ki. Girişimcilik ya da yaşamda bir şeyler oturtma adına yapılacakların listesi sayılmayacak kadar uzun. Ancak hangi birisini yapıyoruz ?

- Çok çalışmak iş değil. Verimli çalışmak, akıllı çalışmak önemli.

- İnanmak için kanıta ihtiyaç duymayız. Sadece inanırız. Bilimde ise kanıtını bulabilme olasılığını gördüğümüz gördüğümediğimiz her şeyi kuşku içerisinde sorgularız. Dolayısı ile bilim ile inanç arasında temel bir bağ ya da düşmanlık yoktur. Dolayısı ile dindarların bilimle olan asıl sorunu bilimin olgusal olarak varlığı ve buldukları ile de değildir. Bilim sürekli olarak bir şeyleri arayıp sorguladığı ve bulduklarının bile tam doğruluğundan emin olmadığı için bilgisi sürekli olarak değişir, var olan bilgileri de değiştirir. İşte bu değişim ve değiştirme sorunu Önceden kurulmuş bir düzenin de değişmesine sebep olacaktır. İşte muhafazakarlar ya da dindarlar aslında bunu istemezler. Eğer bilim bir şeyleri değiştirmese, ortada sürekli her şeyi açıklamaya çalışmak, kanıtlamak gibi bir derdi olmasa muhafazaklarlar, dindarlar bilimi elbette çok severlerdi.

-Akademinin görevi toplumu bilgilendirmek ve yeni bakış açıları geliştirip topluma sunmaktır.

- Hayatında hangi hızla gittiğin değil, hangi yöne gittiğin çok daha önemli. Kaynak 

-Chase the vision, not the money; the money will end up following you.” - Tony Hsieh
(Parayı izle vizyonu değil; para sonunda seni takip edecektir.)

- Örgüt içerisindeki en mutsuz çalışanlar örgüt hakkındaki en önemli bilgi kaynaklarıdır.

-"Ne kadar az yer, içer, kitap okursan; tiyatroya, dansa, meyhaneye ne kadar az gidersen; ne kadar az düşünür, sever, kuram yaratır, şarkı söyler, resim ve eskrim yaparsan, o kadar fazla sermaye biriktirirsin. Hazinen öyle büyür ki ne böcekler ne de toprak onu yok edemez. Ne kadar az kendin olursan, o kadar çoğa sahip olursun; kendi hayatını daha az yaşadıkça, yabancılaşmış hayatını uzaklaşmış varlığını o kadar çok yaşarsın." Karl Marx (1844 Elyazmaları)

-Yanlış yapmanın pek çok, doğru yapmanın ise pek az farklı yolu vardır.- Richard Hamming


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Akademik Unvan Konusu

Eğer bu camiaya uzaksanız unvan/ünvan konusunun ne derecede (!) önemli olduğunu pek bilemeyebilirsiniz. Türk akademik camiasında unvan(bundan sonra böyle diyeceğim) her şeydir. Gerisi teferruattır. Bilenler bilir... Demiştik. Unvan önemli diye. Akademisyenler içerisinde hayat, memat meselesi olan bu unvanlar ancak sahipleri tarafından bir türlü doğru yazılmaz ya da ne anlama geldiklerini - abartmıyorum -%80'i bilmez. Peki doğruları nedir? Bu yazının konusu bu olacak. Dilim döndüğünce. Aslında akademik unvanlar ülkeden ülkeye hatta bilim dalından bilim dalına bile çok değişkenlik göstermekte . Aşağıda Engin Arık hocanın blogundan derlediğim genel bir unvan açıklaması var. Kaynaklar :  [1] , [2] , [3] , [4] Öncelikle Unvan / Ünvan konusunu açıklığa kavuşturalım. TDK sözlüğüne göre doğru yazılış unvan. Yani isim, san manasında. Ünvan diye kullanımları da var ancak Türkçe Dili Resmi Sözlüğüne göre UNVAN. Akademik unvanlar ülkemizde Resmi olarak 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu...

Hafıza Kırıntıları - 45

Tam 2 koca yıl olmuş. Neler oldu neler... En son 2015 sonu yazmışım bir şeyler buraya. Oturdum yazdıklarıma baştan sonra bir baktım. Çeşitli "ciddiye aldığım" sosyal medya mecralarına da baktım neler yazmışım diye. Gerçekten kendimi övmek gibi olmasın ama ciddi ciddi yazmışım yahu! Aralarında şu anda katılmadığım düşüncelerim olsa bile. Bir şey farkettim yazdıklarımda. Her telden bir şeyler demişim. Acaba bu karmaşa keskin bir zekanın ürünü müdür? Yoksa toplayıcılığın, istifçiliğin bir sonucu mudur ? Bilmiyorum. Ancak o zamandan bu zamana değişen bir şey yok bende. Yine kafamda zilyon tane şey geçiyor. Bunları alıp, toparlayıp anlamı bir hale getirmek sanırım yazma hızımın çok ötesinde. O yüzden de bir ara artık okumayı, araştırmayı azalttım daha normal(!) işler ile uğraşmaya çalışıyorum. Basit ama anlamsız şeyler üretmeye çalışıyorum. Ama ne kadar başarabiliyorum ? Ben de bilmiyorum.  Değerli olan değil. Az bunulan şeye itibar etmek kişinin yapabileceği bir şey değil artık. ...

Hafıza Kırıntıları-22

- 8. Haziran Yazacağım dedim ama yazamadım. Yazılacak bir şey yoktu doğrusu... Herkes bir şeyler söylüyor, söylüyor, söylüyor... -Söz konusu ahlak ya da etik olunca illaki içinde Tanrı olmak zorunda mıdır ? Etik ya da ahlaki zeminde kurallar belirlenirken ya da bu kurallara uymaya bir şekilde, bir yerlerde, bir sebepten söz verirken bu "dua" eder gibi söz vermek zorunluluğu var mıdır? İnsan kendi kendisine de "bir daha bunu böyle yapmayacağım, böyle yaparsam ben ahlaksızın tekiyim" diyemiyor mu ? Neden "Allahım ben bir daha bunu böyle yaparsam beni taş eyle e mi ?" demek zorundayız. Bu bizi kendi kendimize olmadık şekilde aciz sefil ve zavallı bir varlık yapmaz mı ?. Kendi kendisini durup dururken aşağılayan hor gören bir varlık.Eğer gerçekten öyle isek bu sefer insanlarda neden kibir, mağrurlanma , hatta kendisini tanrısallaşma eğilimi var? Yine deli sorular kafamda. -Her bilgi ancak kaynağı kadar güvenilirdir. -Problemler sürü halinde hareket ederl...